Singapore Airlines'ın (SIA) 14 Kasım 2025 tarihinde Filipinler'in başkenti Manila'dan Singapur'a gerçekleştirdiği SQ919 seferinde yaşanan türbülans olayına ilişkin soruşturma raporu yayımlandı.

Singapur Ulaştırma Bakanlığına bağlı Ulaştırma Emniyeti Soruşturma Bürosu (TSIB) tarafından 5 Ekim'de açıklanan raporda, Airbus A350-900 tipi uçağın fırtına bulutlarının üzerinden geçmesine rağmen şiddetli türbülansa maruz kaldığı belirtildi.

Olayda bir kabin memurunun sağ ayak bileği kırılırken, dört kabin görevlisi de hafif yaralandı.

Pilotlar fırtına bulutlarını 148 kilometre önceden gördü

Soruşturma raporuna göre uçak, yerel saatle 19.40 sıralarında 40 bin feet (yaklaşık 12 bin 200 metre) irtifada seyrediyordu.

Pilotlar, meteoroloji radarında yaklaşık 80 deniz mili (148 kilometre) ileride fırtına bulutları tespit etti.

Bulutların üst sınırının yaklaşık 30 bin feet seviyesinde olması nedeniyle uçuş ekibi mevcut rotayı koruma kararı aldı.

Uçak, fırtına bulutlarının yaklaşık 10 bin feet üzerinde bulunuyordu. Bu mesafe, Airbus'ın en riskli hava koşullarından kaçınmak için önerdiği en az 5 bin feetlik dikey ayrımın iki katıydı.

Buna rağmen pilotlar önlem amacıyla emniyet kemeri ikaz ışıklarını yaktı ve kabin ekibine servis sırasında dikkatli olmaları talimatını verdi.

Hava trafik kontrolünden alçalma talimatı geldi

Yaklaşık 11 dakika sonra hava trafik kontrolü, uçağın 40 bin feetten 34 bin feete alçalmasını istedi.

Pilotlar, fırtına bulutlarıyla aralarındaki dikey mesafeyi mümkün olduğunca koruyabilmek amacıyla alçalmayı kontrollü şekilde gerçekleştirmeyi tercih etti.

Normalde dakikada yaklaşık 1.000 feet olan alçalma hızı, dakikada 700 feete düşürüldü.

Böylece uçuş ekibi, bulutların en az 5 bin feet üzerinde kalmayı hedefledi.

Ancak alınan önlemlere rağmen uçak, yaklaşık 38 bin 450 feet irtifada türbülansa girdi.

Saniyeler içinde 1,89 G kuvvetine ulaştı

TSIB raporunda, türbülans sırasında uçağın maruz kaldığı dikey ivme değişimleri de ayrıntılı olarak paylaşıldı.

Uçağın dikey ivmesi önce 1,34 saniye içerisinde 1 G'den 0,7 G'ye düştü.

Ardından yalnızca 0,34 saniyede 1,89 G seviyesine yükseldi.

Bu ani değişim, uçaktaki kişilerin normal vücut ağırlıklarının yaklaşık 1,9 katına karşılık gelen bir yük hissetmesine neden olabilecek düzeydeydi.

İvme daha sonra 1,89 G ile 1,5 G arasında dalgalandı ve 1,66 G seviyesine ulaştı.

Ardından yaklaşık 1,25 saniyede 0,24 G'ye kadar geriledi.

Uçak, yaklaşık iki saniye sonra yeniden dengeli uçuş koşullarına döndü.

Beş kabin görevlisi yaralandı

Kısa sürmesine rağmen ani dikey hareketlerin yaşandığı türbülans sırasında beş kabin görevlisi yaralandı.

Bir kabin memurunun sağ ayak bileğinde kırık meydana gelirken, diğer dört görevlinin hafif yaralandığı bildirildi.

Uçuş ekibinin verdiği ifadeye göre uçak, türbülans sırasında doğrudan fırtına bulutlarının içerisinde bulunmuyordu.

SQ919 seferini gerçekleştiren uçak, olayın ardından uçuşuna devam ederek yerel saatle 20.41'de Singapur'a iniş yaptı.

Soruşturma: Pilotlar önlem aldı ancak türbülanstan kaçınamadı

TSIB'nin incelemesinde, pilotların uçuş öncesi meteorolojik bilgilendirmeleri değerlendirdiği de ortaya konuldu.

Söz konusu tahminlerde, bazı fırtına bulutlarının 51 bin feet irtifaya kadar ulaşabileceği belirtiliyordu.

Uçuş ekibinin emniyet kemeri ikazlarını açması, kabin ekibini uyarması ve alçalma hızını azaltması gibi önlemler raporda değerlendirildi.

Ancak soruşturma, alınan bu tedbirlerin türbülansın önlenmesi için yeterli olmadığını ortaya koydu.

Rapora göre olay, sıcak ve nemli havanın güçlü dikey hareketleriyle oluşan konvektif faaliyetlerden kaynaklandı.

Fırtına bulutlarının üzerinde uçmak her zaman yeterli değil

Soruşturma, havacılıkta önemli bir meteorolojik riski de gündeme getirdi.

Fırtına bulutlarının üzerinde uçmak, özellikle güçlü konvektif hareketlerin bulunduğu bölgelerde türbülans riskini tamamen ortadan kaldırmıyor.

Singapore Airlines'ın SQ919 seferinde yaşanan olayda da uçak, fırtına bulutlarından dikey olarak ayrılmış olmasına rağmen ani ve güçlü hava hareketlerinden etkilendi.

TSIB raporu, pilotların meteorolojik verileri takip ederek önlem aldığını ancak uçuş sırasında karşılaşılan türbülansın kaçınılmaz olduğunu ortaya koydu.