NASA’nın evrenin en büyük gizemlerini araştırmak üzere geliştirdiği Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu, uzaydaki hazırlık sürecinde kritik bir aşamayı daha geride bıraktı.

Teleskobun ana gözlem sistemi olan 300 megapiksellik Geniş Alan Enstrümanı (Wide Field Instrument-WFI) başarıyla çalıştırıldı. Roman’ın ötegezegenleri doğrudan görüntülemeye yönelik Koronagraf Enstrümanı da dijital, elektronik ve mekanik kontrollerini tamamladı.

L2 yolculuğunda testler sürüyor

Roman Uzay Teleskobu’nun Dünya’dan yaklaşık 1,6 milyon kilometre uzaklıktaki ikinci Lagrange noktası L2’ye doğru yolculuğu sürerken, bilimsel operasyonlar öncesindeki test ve devreye alma çalışmaları da devam ediyor.

Geniş Alan Enstrümanı, Hubble Uzay Teleskobu seviyesinde görüntü keskinliğini çok daha geniş bir görüş alanıyla bir araya getirecek şekilde tasarlandı.

Roman’ın tek bir görüntüsü, gökyüzünde dolunayın kapladığı alandan daha büyük bir bölgeyi görüntüleyebilecek. Bu özellik sayesinde bilim insanları çok geniş kozmik alanları yüksek çözünürlükle ve daha hızlı biçimde tarayabilecek.

18 kızılötesi dedektör devreye alındı

NASA mühendisleri, Geniş Alan Enstrümanı’nı çalıştırmadan önce cihazı yaklaşık 10 gün bekleme konumunda tuttu. Bu süreç, sistemde bulunabilecek nem ve diğer kalıntıların uzaklaştırılması amacıyla gerçekleştirildi.

Dedektörlerin sıcaklığı ilk aşamada eksi 65 santigrat derece civarında tutuldu. Ardından ısıtıcılar kapatılarak sistem kademeli biçimde soğutuldu.

Sıcaklık eksi 143 dereceye ulaştığında cihazdaki 18 kızılötesi dedektör aktif hale getirildi. Soğutma işlemi, dedektörlerin yaklaşık eksi 183 santigrat derecelik nihai çalışma sıcaklığına ulaşmasına kadar sürdürüldü.

Mühendisler ayrıca ışığın farklı dalga boylarını yöneten filtre ve prizma mekanizmalarını mikro yerçekimi koşullarında test etti. Teleskobun odaklama sisteminin de beklendiği şekilde çalıştığı doğrulandı.

Karanlık enerjinin izini sürecek

Roman’ın geniş görüş alanı, bilim insanlarının evrenin büyük ölçekli yapısını çok daha ayrıntılı biçimde incelemesine imkân sağlayacak.

Teleskop, Güneş Sistemi dışındaki gezegenlerin araştırılmasının yanı sıra karanlık enerjinin evrenin genişlemesindeki rolünü inceleyecek ve maddenin kozmos içerisindeki dağılımının haritalandırılmasına yardımcı olacak.

NASA Goddard Uzay Uçuş Merkezi’nden bilim insanı Josh Schlieder, cihazın uzay ortamında çalıştığının doğrulanmasının proje açısından önemli bir aşama olduğunu belirtti.

Schlieder, yıllarca Dünya’da geliştirilen ve test edilen sistemin artık uzayda çalıştığının doğrulandığını, bilimsel operasyonlara ulaşılmadan önce ise yapılacak daha birçok çalışma bulunduğunu ifade etti.

Yıldızın ışığını kapatıp gezegeni görecek

Roman’ın dikkat çeken diğer teknolojilerinden biri de Koronagraf Enstrümanı.

Sistem, başka yıldızların çevresinde dönen gezegenlerin doğrudan görüntülenmesinde kullanılabilecek yeni nesil teknolojileri uzay ortamında test etmek amacıyla geliştirildi.

Koronagraf; özel optik bileşenler, maskeler ve biçimi hassas şekilde değiştirilebilen aynalar kullanarak bir yıldızdan gelen yoğun ışığı bastırıyor. Böylece yıldızın çevresindeki bir gezegenden yansıyan, çok daha zayıf ışığın tespit edilebilmesi hedefleniyor.

Pasadena’daki kontrol merkezinde görev yapan ekipler; cihazın yazılımından kameralarına, sıcaklık kontrol sistemlerinden aviyonik donanımlarına kadar temel bileşenlerle iletişim kurulduğunu doğruladı.

Dünya’daki ekiplerin renk filtreleri, prizmalar ve maskeleri konumlandıran hareketli mekanizmaları uzaktan kontrol edebildiği de testlerle ortaya konuldu.

Koronagrafın termal kontrol sisteminin beklendiği şekilde çalıştığı ve donanımın yaklaşık 22 santigrat derecelik normal çalışma sıcaklığına getirildiği bildirildi.

İlk bilimsel görüntüler 2027’de

Devreye alma ve kalibrasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından Nancy Grace Roman Uzay Teleskobu’nun evreni sistematik olarak taramaya başlaması bekleniyor.

NASA’nın planlamasına göre Roman’ın ilk bilimsel görüntülerini 2027 yılının başlarında Dünya’ya göndermesi hedefleniyor.

Roman’ın faaliyete geçmesiyle astronomlar, evrenin bugüne kadar görülmemiş büyüklükteki bölgelerini yüksek ayrıntıyla inceleme imkanına kavuşacak.