Avrupa havacılık sektöründe pilot yorgunluğu ve uçuş emniyeti yeniden tartışma konusu oldu. Avrupa Kokpit Derneği (ECA) tarafından yaklaşık 7 bin 200 kaptan pilot ve birinci subayın katılımıyla gerçekleştirilen anket, çalışma koşulları, dinlenme süreleri ve yorgunluk bildirim sistemlerine ilişkin ciddi sorunlara işaret etti.

The Guardian'ın aktardığı araştırma sonuçlarına göre, birçok pilot uçuşa elverişliliğini etkileyen yorgunluğa rağmen görev yapmaya devam ederken, bazı pilotlar ise şirket yönetimlerinin olası tepkilerinden çekindiği için durumu resmi olarak bildirmiyor.

Pilotların yüzde 75'i uçuş sırasında mikro uyku yaşadı

ECA anketinden çarpıcı sonuçlar

Son dört haftada en az bir kez mikro uyku yaşayanlar

75%

Yorgunluğa rağmen genellikle uçmaya devam edenler

24%

Yorgunluk yerine hastalık izni kullananlar

16,8%

Şirketin yorgunluk bildirim sistemine güvenenler

11,9%

Yaklaşık 7.200 pilotun katıldığı ankette bildirilen oranlar. Veriler pilotların kendi beyanlarına dayanıyor.

Ağustos ayında gerçekleştirilen araştırmada, pilotların yaklaşık dörtte üçünün son dört hafta içerisinde uçuş sırasında en az bir kez kısa süreli ve istemsiz uyku hali yaşadığı ortaya çıktı.

Mikro uyku olarak adlandırılan bu durum, kişinin farkında olmadan birkaç saniyeliğine uykuya dalmasıyla ortaya çıkabiliyor.

Uzmanlar, pilot yorgunluğunun dikkat seviyesini düşürebileceği, karar verme mekanizmasını olumsuz etkileyebileceği ve beklenmedik durumlarda tepki süresini uzatabileceği konusunda uyarıyor.

İrlanda ve Malta'da tablo daha ağır

Araştırmaya göre, İrlanda ve Malta merkezli hava yollarında görev yapan pilotlar, uçuş sırasında en yüksek mikro uyku oranlarını bildirdi.

Bu ülkelerdeki katılımcıların üçte birinden fazlası, biriken yorgunluğu giderecek düzeyde yeterli dinlenme imkânına sahip olmadıklarını ifade etti.

Aynı zamanda İrlanda ve Malta merkezli şirketlerde çalışan pilotların, yorgunluk bildirimleri nedeniyle olumsuz sonuçlarla karşılaşmaktan daha fazla endişe duydukları ve mevcut raporlama sistemlerine daha az güvendikleri belirlendi.

İspanya ve Fransa'da yorgun uçuş oranı yüksek

Anket, pilotların yorgun halde uçmaya devam etme eğilimlerinin ülkelere göre önemli farklılıklar gösterdiğini ortaya koydu.

Hava yolunun merkez ülkesi

Genellikle yorgun uçtuğunu bildirenler

İspanya

Yaklaşık %40

İrlanda

Yaklaşık %33

Fransa

Yaklaşık %33

İngiltere

Yaklaşık %10

İspanya merkezli hava yollarında çalışan pilotların yaklaşık beşte ikisi, İrlanda ve Fransa merkezli şirketlerde görev yapanların ise üçte biri genellikle yorgun halde uçtuklarını bildirdi.

İngiltere merkezli hava yollarında görev yapan pilotlarda bu oran yaklaşık yüzde 10 olarak kaydedildi.

Her iki pilottan biri yorgunluğuna rağmen uçuş gerçekleştirdi

Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de pilotların yorgunluk nedeniyle uçuşa uygun olmadıklarını bildirme konusundaki davranışları oldu.

Katılımcıların yalnızca üçte biri, yorgun olduklarında genellikle uçuşa uygun olmadıklarını resmi olarak bildirdiklerini ifade etti.

Pilotların yarısı ise anketten önceki üç aylık dönemde, uçuş yapamayacak kadar yorgun olduklarını bildirmeleri gerektiği halde en az bir uçuş gerçekleştirdiklerini kabul etti.

Ayrıca pilotların yüzde 16,8'i, yorgunluk nedeniyle uçuşa uygun olmadıklarını bildirmek yerine hastalık izni kullandıklarını açıkladı.

Pilotlar yönetimin tepkisinden korkuyor

Anketin uçuş emniyeti açısından en kritik bulgularından biri, pilotların yorgunluk bildirim sistemlerine duyduğu güvenin oldukça düşük olması.

Katılımcıların yaklaşık yarısı, yorgunluk nedeniyle uçuşa uygun olmadıklarını bildirdikleri takdirde şirket yönetiminden olumsuz tepki görmekten çekindiklerini belirtti.

Hava yollarının yorgunluk bildirim sistemlerine güvendiğini söyleyen pilotların oranı ise yalnızca yüzde 11,9'da kaldı.

Bu sonuçlar, pilotların emniyetle ilgili endişelerini cezalandırılma korkusu olmadan paylaşabilmelerinin önemini bir kez daha gündeme taşıdı.

ECA'dan EASA'ya çağrı: Kurallar güçlendirilmeli

Avrupa Kokpit Derneği Başkanı Kaptan Tanja Harter, araştırma sonuçlarının ardından Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı'na (EASA) çağrıda bulundu.

Harter, yorgunluk yönetimine ilişkin düzenlemelerin güçlendirilmesini, hava yollarının cezalandırıcı olmayan raporlama yükümlülüklerine uymasını ve kaptan pilotların uçuş emniyeti konusundaki takdir yetkilerinin korunmasını istedi.

Havacılık güvenliği danışmanlık şirketi Baines Simmons'ın Genel Müdürü Ian Holder da araştırmanın, Avrupa'daki hava yolları ve ulusal otoritelerin yorgunluk risklerini yönetme biçimleri arasında devam eden farklılıkları ortaya koyduğunu belirtti.

Uçuş güvenliğinde kritik soru: Yorgun pilot neden susuyor?

Pilot yorgunluğu, yalnızca bireysel bir sağlık veya çalışma koşulu sorunu değil, doğrudan uçuş emniyetini ilgilendiren operasyonel bir risk olarak değerlendiriliyor.

Uzun görev süreleri, düzensiz uçuş programları, zaman dilimi değişiklikleri ve yetersiz dinlenme, pilotların fizyolojik performansını olumsuz etkileyebiliyor.

Havacılık sektöründe yorgunluk risk yönetim sistemlerinin etkinliği ise yalnızca düzenlemelerin varlığına değil, pilotların bu sistemleri herhangi bir yaptırım endişesi yaşamadan kullanabilmesine de bağlı.

ECA'nın araştırması, Avrupa havacılığında yalnızca pilotların dinlenme sürelerinin değil, şirketlerin emniyet kültürünün ve çalışanların yönetime duyduğu güvenin de sorgulanması gerektiğini ortaya koyuyor.