Chicago'dan Zürih'e giden SWISS'in LX9 seferindeki 222 yolcu, geçtiğimiz hafta bunun gerçek hayattaki örneklerinden birini yaşadı.
Uçakta kimyasal bir koku fark edilmesinin ardından mürettebat Atlantik geçişini sürdürmek yerine uçuşu Azor Adaları'na yönlendirdi. Uçak, Terceira Adası'na iniş yaptı.
Normal şartlarda tatil destinasyonu olan Azorlar, bu kez transatlantik bir uçuş için plansız bir durak haline geldi.
Ancak dünyanın bazı bölgelerinde böyle bir durumda ulaşılabilecek uygun bir havalimanı bulmak çok daha zor.
Okyanusun ortasında motor arızalanırsa ne olur?
Bir yolcu uçağının rotasından sapmasına teknik arızalardan tıbbi acil durumlara, kötü hava koşullarından güvenlik sorunlarına kadar pek çok gelişme neden olabilir.
Uzun menzilli uçuş planlamasında ise özellikle iki motorlu uçakların uygun bir alternatif havalimanından ne kadar uzakta operasyon yapabileceği kritik önem taşıyor.
Burada devreye ETOPS kuralları giriyor.
ETOPS, basit ifadeyle iki motorlu uçakların belirlenen koşullar altında uygun bir alternatif havalimanından ne kadar uzakta operasyon yapabileceğini düzenleyen standartlar bütünü.
Örneğin belirli Boeing 737 MAX operasyonlarında 180 dakikalık ETOPS yetkisi kullanılabiliyor. Ancak bu süreyi yalnızca uçak tipi belirlemiyor; operatörün yetkilendirmesi, uçak-motor kombinasyonu, rota ve operasyonel şartlar da önem taşıyor.
Dolayısıyla “bir motor durursa uçak en fazla üç saat uçabilir” şeklindeki yorum teknik olarak doğru değil. ETOPS, uçağın tek motorla havada kalabileceği azami süreyi ifade etmekten ziyade rota ve alternatif havalimanı planlamasını düzenliyor.
Acil durumda uçak nereye iner?
Temel prensip, koşullara göre en uygun havalimanına yönelmektir.
Bu her zaman coğrafi olarak en yakın havalimanı anlamına gelmez.
Pistin uzunluğu, hava koşulları, uçağın ağırlığı, meydanın teknik imkanları, yaklaşma sistemleri, sağlık ve itfaiye kapasitesi ile arızanın niteliği pilotların vereceği kararda etkili olabilir.
Sorun kalkıştan kısa süre sonra ortaya çıkarsa uçak kalktığı meydana dönebilir. Ancak okyanus geçişlerinde mürettebatın seçenekleri uçuş planlaması sırasında belirlenen alternatif meydanlarla sınırlanabilir.
Atlantik’in kritik meydanları: Gander, Shannon, Keflavik
Transatlantik uçuşlar bu açıdan dünyanın görece avantajlı okyanus geçişlerinden biri.
Gander, Kanada'nın doğusundaki konumuyla yıllardır Atlantik uçuşlarının önemli alternatiflerinden biri. Havalimanı özellikle 11 Eylül 2001 saldırılarının ardından ABD hava sahasının kapatılması üzerine çok sayıda uçağı kabul ettiği Yellow Ribbon Operasyonu ile dünya çapında tanındı.
İrlanda'daki Shannon ve İzlanda'daki Keflavik de Kuzey Atlantik operasyonlarında önemli alternatifler arasında bulunuyor.
Portekiz'e bağlı Azor Adaları ise okyanusun ortasındaki konumuyla bazı uçuşlarda kritik bir seçenek haline gelebiliyor.
SWISS LX9'un yaşadığı olay da bu coğrafi avantajın güncel örneklerinden biri oldu.
Asıl zorlu bölge Pasifik
Atlantik'in aksine Pasifik Okyanusu'nda havalimanları arasındaki mesafeler çok daha büyük olabiliyor.
Özellikle okyanusun orta kesimlerinde uygun alternatif meydanların sayısı oldukça sınırlı.
Boeing 787 Dreamliner ve Airbus A350 gibi modern uzun menzilli uçakların yüksek ETOPS yetkileri, havayollarına bu bölgelerde daha esnek rota planlama imkanı sağlıyor.
Ancak bir acil durum meydana geldiğinde yüzlerce, hatta binlerce kilometre boyunca büyük bir havalimanının bulunmadığı coğrafyalarda operasyon çok daha karmaşık hale gelebiliyor.
Pasifik'teki bazı ada havalimanları bu nedenle yalnızca bölgesel ulaşım açısından değil, uzun menzilli havacılığın emniyet planlamasında da önem taşıyor.
Hawaii rotaları da dikkat çekiyor
ABD'nin batı kıyısı ile Hawaii arasındaki uçuşlar da uzun süre açık deniz üzerinde gerçekleştiriliyor.
Benzer şekilde Avustralya ile Kuzey ve Güney Amerika arasındaki Pasifik geçişleri, alternatif havalimanı planlamasının kritik olduğu rotalar arasında.
Bu uçuşlarda bir teknik veya tıbbi acil durum yaşanması halinde Hawaii, Samoa, Fiji ve diğer Pasifik adalarındaki uygun meydanlar şartlara göre alternatif haline gelebiliyor.
Dünyanın en izole rotalarından biri: Sydney-Santiago
Havacılıktaki en dikkat çekici uzun menzilli operasyonlardan biri de Sydney-Santiago hattı.
Avustralya ile Güney Amerika arasındaki Güney Pasifik geçişinde uygun alternatif havalimanlarının sayısı son derece sınırlı.
Bu coğrafyada Şili'ye bağlı Paskalya Adası'ndaki Mataveri Uluslararası Havalimanı stratejik önem taşıyor. Ancak izole konumu ve operasyonel kısıtlamaları, uçuş planlamasını daha karmaşık hale getiriyor.
Bu nedenle Güney Pasifik'teki uçuşlarda yalnızca mesafe değil, alternatif meydanların kullanılabilirliği de rotanın planlanmasında belirleyici oluyor.
En yakın değil, en uygun havalimanı
Modern yolcu uçakları ve ETOPS kuralları sayesinde okyanus aşırı uçuşlar son derece ayrıntılı risk ve alternatif meydan planlamalarıyla gerçekleştiriliyor.
Dolayısıyla bir uçağın okyanusun ortasında teknik sorun yaşaması, “inecek yer olmadığı” anlamına gelmiyor.
Ancak Atlantik'te Gander, Shannon, Keflavik veya Azorlar gibi seçeneklerin bulunduğu bir uçuşla, Pasifik'in en izole kesimlerinde gerçekleştirilen bir uçuş arasında alternatif meydan açısından önemli farklar bulunuyor.
Havacılıkta kritik soru da tam olarak burada ortaya çıkıyor:
Acil durumda en yakın havalimanı nerede değil, güvenli şekilde ulaşılabilecek en uygun havalimanı hangisi?





