Havaalanı İşletme ve Havacılık Endüstrileri A.Ş. (HEAŞ) tarafından Bursa–Sabiha Gökçen Havalimanı yolcu taşımacılığı için açılan ihale gerçekleştirildi. İhale süreci tamamlanmış olsa da henüz resmi sonuç açıklanmadı. Ancak firmaların sunduğu teklifler, kamuoyunda dikkat çekici bir tabloyu şimdiden ortaya koydu.
İhalede en çok tartışılan teklif Burulaş’a ait oldu. Burulaş, 2026 yılı itibarıyla Bursa–Sabiha Gökçen hattında bilet fiyatlarını 650 TL’ye yükselteceğini duyururken, bu hattan elde edilecek gelirin yalnızca yüzde 37’sini HEAŞ’a bırakmayı taahhüt etti.
Bu oran, ihaleye katılan diğer firmaların sunduğu teklifler ile karşılaştırıldığında soru işaretlerine yol açtı. Diğer firmalar, benzer hatta bazı durumlarda daha düşük bilet bedelleriyle taşımacılık yapabileceklerini belirtirken, gelirin yüzde 100’ü aşan oranlarını HEAŞ’a bırakmayı teklif etti.
Ortaya çıkan tablo, “Bilet fiyatları artarken, bu artıştan doğan gelir neden büyük ölçüde işletmeci firmaya kalıyor?” sorusunu gündeme taşıdı. 650 TL’lik bilet bedelinden oluşacak farkın doğrudan Bursa halkının cebinden çıkmasına karşın, havalimanını işleten HEAŞ’ın bu gelirden sınırlı pay alması eleştirildi.
Uzmanlar, söz konusu taşımacılık hizmetinin doğrudan havalimanı bağlantılı bir kamu hizmeti niteliği taşıdığına dikkat çekerek, bu gelirlerin daha yüksek oranda havalimanı işletmesine aktarılmasının kamu yararı açısından daha doğru olacağını savunuyor.
HEAŞ’ın ihaleyi çok sayıda firmaya açması, rekabet ortamını güçlendirerek gerçek piyasa rakamlarının ortaya çıkmasını sağladı. Ancak bu durum aynı zamanda, havalimanı hizmetlerinin “otogar mantığıyla” değerlendirilmesi eleştirilerini de beraberinde getirdi. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda yolcuları rahatsız eden hanutçuluk benzeri uygulamaların ve düzensiz ulaşım algısının özellikle yabancı turistler açısından olumsuz bir ilk izlenim oluşturduğu ifade ediliyor.
Uzmanlara göre bu yaklaşım, Sabiha Gökçen gibi uluslararası bir havalimanının kurumsal kimliği ve İstanbul’un turizm algısı açısından risk barındırıyor. Güvenli, düzenli ve nitelikli ulaşım vizyonuyla örtüşmeyen bu tablo, havalimanının marka değerine zarar verebilecek unsurlar arasında gösteriliyor.
Henüz sonuçlanmayan ihalenin nihai karar aşamasında, HEAŞ’ın kendi gelir payını düşürecek bir tercihi neden yapabileceği sorusu kamuoyunda yüksek sesle dile getirilmeye başlandı. İhalenin sonuçlanmasıyla birlikte, bu tercihin arka planı ve kamu yararına etkileri daha kapsamlı şekilde tartışılacak.





