Bilim insanları, uzay ortamının insan üremesi üzerindeki etkilerinin artık ertelenemez biçimde tartışılması gerektiğini vurguluyor. Reproductive BioMedicine dergisinde yayımlanan kapsamlı bir bilimsel derlemeye göre, kozmik radyasyon ve mikro yerçekimi koşulları, yumurta ve sperm hücrelerinin DNA yapısında kalıcı hasarlara yol açabilir.

Araştırmada, ticari uzay uçuşlarının hızla yaygınlaşmasına rağmen, yolcuların üreme sağlığını korumaya yönelik bağlayıcı ve standartlaştırılmış güvenlik kurallarının henüz bulunmadığı vurgulandı. Bilim insanları, bu durumun özellikle genç yolcular ve çocuk sahibi olmayı planlayan bireyler için ciddi bir risk oluşturduğunu belirtiyor.

Dünya’dakinin çok üzerinde radyasyon dozu

Dünya’yı çevreleyen manyetik alan ve atmosfer, insanları uzay radyasyonunun büyük bölümünden koruyor. Ancak bu doğal kalkan, atmosfer dışına çıkıldığında ortadan kalkıyor. Uluslararası Uzay İstasyonu’nda görev yapan astronotların günde yaklaşık 0,5 milisievert radyasyona maruz kaldığı, bunun Dünya’daki ortalama günlük dozun oldukça üzerinde olduğu belirtiliyor.

Mars’a yapılacak gidiş-dönüş bir görevde ise toplam radyasyon dozunun yaklaşık 662 milisievert olacağı hesaplanıyor. Tıbbi çalışmalar, bu aralıktaki dozların üreme dokuları için belirgin riskler barındırdığını ortaya koyuyor.

Kadınlar açısından risk daha yüksek görünüyor. Kanser hastalarında uygulanan radyoterapi verilerine göre, 2 gray gibi görece düşük bir doz bile yumurta rezervinin yaklaşık yarısını yok edebiliyor. Daha yüksek dozların ise erken menopozu tetikleyebildiği ifade ediliyor.

Erkeklerde ise sperm hareketliliği korunabilse bile DNA hasarı ve olgunlaşma bozuklukları görülebiliyor. Araştırmalar, 250 miligray üzerindeki dozların kalıcı sperm sayısı düşüşüne yol açabileceğini gösteriyor.

Fare embriyolarında çarpıcı sonuçlar

Uzay ortamında yapılan deneyler, embriyo gelişimi açısından da ciddi uyarılar içeriyor. Çin’de yürütülen bir çalışmada, yörüngede 64 saat boyunca geliştirilen fare embriyolarında belirgin DNA hasarı ve anormal gelişim tespit edildi. Dünya’da yaklaşık %60 olan blastosist aşamasına ulaşma oranı, uzay ortamında %34’e düştü. Blastosist evresi, gebeliğin başlayabilmesi için kritik öneme sahip erken embriyo aşaması olarak tanımlanıyor.

Uluslararası Uzay İstasyonu’nda yapılan başka bir deneyde ise, döllenme için gerekli olan kritik sperm olgunlaşma süreçlerinin mikro yerçekiminde aksadığı gözlemlendi. Bu bulgular, uzayın yalnızca yetişkin insan bedeni için değil, yaşamın en erken evreleri için de elverişsiz olabileceğine işaret ediyor.

Ticari uzay uçuşlarında düzenleme boşluğu

NASA, astronotlar için sıkı tıbbi taramalar, radyasyon izleme sistemleri ve kariyer boyunca maruziyet sınırları uyguluyor. Ancak araştırmaya göre, ticari uzay yolcuları için benzer zorunlu standartlar bulunmuyor. Uzmanlar, şirketlerin yolcuları üreme sağlığına yönelik riskler konusunda standart bir bilgilendirme yükümlülüğüne sahip olmadığını vurguluyor.

Bilim insanları, hızla büyüyen uzay turizmi sektöründe “kâr baskısının tıbbi temkinin önüne geçebileceği” uyarısında bulunuyor. Kalkış ve iniş güvenliğinin belirli ölçüde denetlendiğini, ancak uçuş sırasında yolcu sağlığının korunmasına yönelik kapsamlı bir çerçevenin büyük ölçüde eksik olduğunu belirtiyorlar.

Araştırmacılara göre, ticari uzay uçuşları yaygınlaşmadan önce üreme sağlığını kapsayan net, bağlayıcı ve uluslararası standartların oluşturulması kritik önem taşıyor.