Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Başkanı Oya Narin, Ekonomim tarafından düzenlenen “Ekonominin Ufuk Turu’26” zirvesinde yaptığı konuşmada, küresel turizm pazarındaki hızlı büyümeye dikkat çekerek Türkiye’nin rekabet gücünü koruyabilmesi için yeni ve bütüncül bir yatırım programına ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Turizmin 2024 yılında küresel ekonomiye 10 trilyon dolarlık katkı sağladığını belirten Narin, bu rakamın 2035 yılına kadar 16,5 trilyon dolara ulaşmasının beklendiğini ifade etti. Turizmin bugün dünyada en hızlı büyüyen ilk üç sektörden biri olduğunu vurgulayan Narin, Türkiye’nin de dünya turizm sıralamasında 4’üncü sıraya yükseldiğini kaydetti.

Yatak Kapasitesi 50 Binden 2 Milyona Çıktı

Türk turizminin bugünkü konumunun temellerinin 1980-83 döneminde atıldığını hatırlatan Narin, 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanunu ile başlayan atılım sayesinde sektörde önemli bir dönüşüm yaşandığını söyledi. O dönemde 50 bin olan yatak kapasitesinin bugün 2 milyona ulaştığını dile getiren Narin, sektörün bu yılı 64 milyar doların üzerinde gelirle kapattığını, gelecek yıl için ise 68 milyar dolar hedef koyduklarını açıkladı.

2000 yılından bu yana konaklama dışı altyapıya, yol, havalimanı ve benzeri alanlara toplam 120-130 milyar dolarlık yatırım yapıldığını belirten Narin, gelinen noktada küresel pastadan daha fazla pay alınabilmesi için “3. turizm hamlesi” olarak tanımladıkları yeni bir programa ihtiyaç olduğunu söyledi. Bu programın yatırımcıyı, kamuyu ve uluslararası finans paydaşlarını kapsayan bütüncül bir yapı olması gerektiğini vurguladı.

Rakip Ülkeler Yeni Programlar Açıklıyor

Mısır, Suudi Arabistan, İspanya, Yunanistan ve İtalya’nın yeni turizm programlarıyla ciddi cazibe yarattığını ifade eden Narin, turizm yatırımlarının geri dönüş süresinin 12 ile 18 yıl arasında değiştiğini hatırlatarak özel teşvik paketlerinin değerlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.

Turizmde 108 Milyar Dolarlık Toplam Tüketim

TÜİK’in uydu verilerine göre Türkiye’de turizmde toplam tüketimin 108 milyar dolara ulaştığını aktaran Narin, bunun 14 milyar dolarının iç turizmden kaynaklandığını belirtti. Tüketim kalemleri incelendiğinde yolcu taşımacılığının yüzde 38 ile ilk sırada yer aldığını, gıda servislerinin yüzde 18, konaklamanın yüzde 14, seyahat acentelerinin yüzde 4 ve spor-eğlence faaliyetlerinin yüzde 1 civarında pay aldığını söyledi.

Konaklama sektörünün toplam kapasitenin yüzde 14’ünü, yani yaklaşık 15-16 milyar dolarlık kısmını temsil ettiğini vurgulayan Narin, buna rağmen sektör üzerinde ciddi mali yük bulunduğuna dikkat çekti.

“Konaklama İhracatçı Sayılmıyor”

Konaklama sektörünün ihracatçı statüsünde değerlendirilmediğini ve bu nedenle KDV indirimi imkanından yararlanamadığını ifade eden Narin, giderlerin yüzde 45’ini personel maliyetlerinin oluşturduğunu, bu kalemde de indirilebilir KDV bulunmadığını söyledi. Ayrıca ciro üzerinden yüzde 2 konaklama vergisi ve binde 5 oranında TGA payı ödendiğini kaydetti.

Gelirlerin yüzde 68’inin güney sahillerinde 6-7 aylık operasyonla elde edildiğini belirten Narin, bunun sektörde sürekli nakit açığına yol açtığını ifade etti.

Rezidans ve Condo-Hotel Önerisi

Turizmin 12 aya yayılabilmesi ve sektörün finansman kapasitesinin artırılabilmesi için renovasyon yatırımlarına ve sermaye piyasalarıyla daha yakın iş birliğine ihtiyaç olduğunu dile getiren Narin, rezidans ve “condo-hotel” modelini önerdi.

Florida, Miami ve Güney Fransa örneklerine işaret eden Narin, otel yatak kapasitesinin yüzde 10 veya yüzde 20’sinin rezidans mülkiyetine dönüştürülmesine imkan tanınması gerektiğini söyledi. Bu modelin Antalya ve Bodrum gibi bölgelerde hayata geçirilmesi halinde iki yıl içinde yaklaşık 10 milyar dolarlık ilave gelir elde edilebileceğini ifade etti.

Narin, sektörün sürdürülebilir büyümesi için vergi yapısından finansman modellerine kadar kapsamlı bir yeniden yapılanmanın artık kaçınılmaz olduğunu vurguladı.