Avrupa Birliği’nin güvenilir yolculara 5 yıl ve üzeri çok girişli Schengen vizesi verilmesine yönelik planı, Türk vatandaşlarının seyahat süreçlerini önemli ölçüde kolaylaştırmaya hazırlanıyor. Level Immigration & Properties CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, düzenlemenin kısa vadeli seyahatleri artıracağını ancak yatırım yoluyla oturum programlarına olan talebin stratejik nedenlerle güçlü kalacağını söyledi.
Schengen vizesi randevu sorunları ve artan ret oranları Türk vatandaşlarının Avrupa seyahatlerini zorlaştırırken, Avrupa Birliği’nin gündemine aldığı yeni düzenleme önemli bir değişimin habercisi oldu. Plan kapsamında, temiz seyahat geçmişine sahip “güvenilir yolculara” 5 yıl veya daha uzun süreli çok girişli vize verilmesi öngörülüyor. Uzmanlara göre bu adım, hem sistem üzerindeki yoğunluğu azaltacak hem de Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik ve ticari hareketliliği artıracak.
Konuyu değerlendiren Level Immigration & PropertiesDanışmanlık Hizmetleri CEO’su Haitham Ahmet Alamarioğlu, düzenlemenin özellikle sık seyahat eden iş insanları ve yatırımcılar açısından önemli kolaylıklar sağlayacağını belirtti.
“Seyahat maliyeti ve bürokrasi azalacak”
Uzun süreli çok girişli vizenin, temiz seyahat geçmişine sahip Türk vatandaşları için önemli bir kolaylık sağlayacağını söylen Alamarioğlu, “Her seyahat öncesinde yeniden başvuru yapmak yerine, uygun yolcular Schengen Bölgesi’nde daha özgür hareket edebilecek. Bu durum hem maliyetleri hem evrak yükünü hem de bekleme sürelerini azaltacaktır. Tam vizesiz erişim anlamına gelmese de turizm ve iş seyahatlerinin artmasını sağlayarak Türkiye ile Avrupa arasındaki ekonomik ve kişisel bağları güçlendirecektir.” İfadelerini kullandı.
İş dünyası için planlama kolaylaşacak
Yeni sistemin özellikle iş insanları ve yatırımcılar açısından operasyonel avantajlar sağlayacağını vurgulayan Alamarioğlu, şu değerlendirmede bulundu: “Uzun vadeli çok girişli vize sayesinde sık seyahat eden profesyoneller her ziyaret öncesinde başvuru yapmak zorunda kalmayacak. Evrak yükü, vize ücretleri ve işlem gecikmeleri azalacağından toplantılar, fuarlar, yatırım görüşmeleri ve ticari temaslar için çok daha hızlı hareket edilebilecek. Artan öngörülebilirlik ve esneklik, sınır ötesi iş birliklerini de güçlendirecektir.”
“Altın Vize’ye talep azalmayacak”
Uzun süreli vize uygulamasının yatırım yoluyla oturum programlarına olan ilgiyi sınırlı etkileyeceğini belirten Alamarioğlu, yatırımcı motivasyonlarının daha geniş kapsamlı olduğunu ifade etti.
Uzun süreli Schengen vizesinin kısa vadeli seyahat için pratik bir çözüm sunacağını söyleyen Alamarioğlu, “Ancak bu vize; oturma hakkı, varlık çeşitlendirmesi, aile güvencesi veya vatandaşlığa giden bir yol sağlamaz. Yunanistan Altın Vizesi gibi programlar yatırımcılar tarafından yalnızca mobilite aracı değil, gayrimenkul yatırımı, kira getirisi ve uzun vadeli yaşam planının bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle talebin azalmaktan ziyade daha stratejik bir çerçevede şekillenmeye devam etmesini bekliyoruz.” diye konuştu.
Randevu baskısı azalabilir
Son dönemde yaşanan randevu sıkıntıları ve ret oranlarının sistem üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğunu hatırlatan Alamarioğlu, yeni düzenlemenin bu yoğunluğu azaltabileceğini söyledi.
Sık seyahat edenlerin her birkaç ayda bir yeniden başvuru yapma zorunluluğunun ortadan kalkması ile birlikte randevu talebinin düşeceğini ve bekleme sürelerini kısaltacağını söyleyen Alamarioğlu, “Bu durum Türk vatandaşlarının Schengen sistemine olan güvenini yeniden güçlendirebilir ve kısa vadeli turizm ile iş seyahatlerini canlandırabilir.” dedi.
Alamarioğlu’na göre düzenleme, seyahat talebini kısa vadede artırırken, yatırım tarafında farklı bir eğilimi beraberinde getirecek. Alamarioğlu sözlerini şöyle tamamladı: “Daha öngörülebilir mobilite, yatırımcıların Avrupa pazarlarını daha yakından tanımasını sağlayacaktır. Ancak geçmişte ret veya belirsizlik yaşamış yatırımcılar için Yunanistan gibi ülkelerdeki yatırım yoluyla oturum programlarına olan ilgi güçlü kalmaya devam edecektir. Önümüzdeki dönemde seyahat talebi artarken, yatırım kararları daha stratejik ve uzun vadeli bir perspektifle şekillenecektir.”