James Webb Uzay Teleskobu, “sıcak Jüpiter” sınıfındaki WASP-121b adlı ötegezegenin atmosferini uzaya kaybettiğini ve arkasında devasa helyum kuyrukları bıraktığını ortaya koydu. Keşif, bir gezegenin yörüngesi boyunca kesintisiz izlenen en kapsamlı atmosfer kaybı gözlemi olarak kayıtlara geçti.

Cenevre ve Montreal üniversitelerinden gökbilimcilerin yürüttüğü çalışmada, WASP-121b’nin yıldızına aşırı yakın konumu nedeniyle yoğun radyasyona maruz kaldığı ve atmosferinin binlerce dereceye kadar ısındığı belirlendi. Bu aşırı ısı, hidrojen ve helyum gibi hafif gazların gezegenin kütleçekiminden kurtularak uzaya saçılmasına yol açıyor.

Uzayda 600 bin kilometrelik helyum izi

WASP-121b, yıldızının etrafındaki bir turunu yalnızca 30 saatte tamamlıyor. James Webb’in yüksek hassasiyetli ölçümleri sayesinde, gezegenden sızan gazların yalnızca tek bir kuyruk oluşturmadığı; yörüngenin yaklaşık yüzde 60’ını kaplayan iki dev akıntı meydana getirdiği tespit edildi. Bu akıntıların toplam uzunluğu yaklaşık 600 bin kilometreye ulaşıyor.

Çift kuyruklu yapı bilim insanlarını şaşırttı

Araştırmacılar, gezegen çevresinde iki farklı helyum akışı gözlemledi:

  • Geriye doğru uzanan kuyruk, yıldız rüzgârları ve radyasyon basıncıyla gezegenin arkasına itiliyor.

  • Öne doğru kavislenen kuyruk ise yıldızın güçlü kütleçekimi nedeniyle gezegenin ön tarafına doğru çekiliyor.

Bu çift kuyruklu yapı, gezegenin çapının 100 katından fazla bir mesafeye yayılıyor. Çalışmanın başyazarı Romain Allart, “Helyum sızıntısının bu kadar uzun süre ve bu ölçekte devam ettiğini görmek bizi inanılmaz şaşırttı” ifadelerini kullandı.

Mevcut modeller yetersiz kaldı

Cenevre Üniversitesi’nde geliştirilen mevcut sayısal modeller, basit atmosfer kaçış senaryolarını açıklayabilse de WASP-121b çevresindeki bu karmaşık çift kuyruklu yapıyı tam olarak simüle edemiyor. Bilim insanları, yıldız rüzgârları ile kütleçekim etkileşimlerini doğru şekilde anlamak için yeni nesil üç boyutlu simülasyonlara ihtiyaç duyulduğunu vurguluyor.

Uzmanlara göre bu keşif, ötegezegenlerin zaman içinde atmosferlerini kaybederek nasıl evrim geçirdiğini ve yıldızlarına yakın gezegenlerin kaderini anlamak açısından kritik bir dönüm noktası niteliği taşıyor.