Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), 2025 yılında küresel yolcu hava trafiğinde artışın sürdüğünü açıkladı. Satılan yolcu kilometreleriyle ölçülen talep yıllık bazda yüzde 5,3 artarken, arz edilen kapasite yüzde 5,2 yükseldi. Küresel ortalama doluluk oranı ise yüzde 83,6 seviyesine ulaştı.
IATA verileri, 2025’te uçuş kapasitesi ile yolcu talebinin bir önceki yıla kıyasla birlikte büyüdüğünü, artışın özellikle uluslararası hatlarda daha belirgin olduğunu ortaya koydu. Uluslararası uçuşlarda talep yüzde 7,1 artış gösterirken doluluk oranı yüzde 83,5’e yükseldi. İç hatlarda ise talep yüzde 2,4 artmasına rağmen doluluk oranı hafif gerileyerek yüzde 83,7 olarak kaydedildi.
Bölgesel kırılımda Asya-Pasifik öne çıktı. Bölgede talep yüzde 10,9 artarken doluluk oranı yüzde 84,4 ile tüm bölgeler arasında en yüksek seviyeye ulaştı. Avrupa’da talep yüzde 6 artış gösterdi, doluluk oranı yüzde 84,1 oldu. Orta Doğu’da büyüme yüzde 6,7 olarak hesaplanırken, Kuzey Amerika yüzde 2,1 ile en düşük talep artışının görüldüğü bölge oldu.
Latin Amerika’da talep yüzde 8,6 artmasına karşın doluluk oranında en belirgin düşüş bu bölgede yaşandı. Afrika ise yüzde 7,8’lik talep artışıyla dikkat çekti; ancak yüzde 74,9 doluluk oranıyla küresel ölçekte en düşük seviyede kaldı.
IATA Genel Direktörü Willie Walsh, 2025 performansını pandeminin ardından gelen güçlü toparlanmanın, sektörün uzun vadeli eğilimlerine dönüşü olarak yorumladı. Walsh, havacılık sektörünün önündeki iki temel başlığın karbonsuzlaşma ve tedarik zinciri sorunları olduğuna işaret etti.
Karbonsuzlaşmanın uzun vadede büyümeyi güvence altına alacağını vurgulayan Walsh, sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) üretiminin artırılması için enerji sektörünü destekleyecek mali ve maliye politikalarının önemine dikkat çekti. Walsh ayrıca, uçak ve motor teslimatlarındaki aksaklıklar ile bakım kapasitesindeki darboğazların 2025’te havayollarını ciddi biçimde zorladığını belirtti.
IATA’ya göre bu aksaklıkların sektöre maliyeti 11 milyar doların üzerine çıktı. Talebi karşılamak için havayollarının mevcut uçaklarını daha uzun süre hizmette tuttuğunu ve filo kullanım oranlarını artırdığını ifade eden Walsh, 2026 yılı için tedarik zincirlerinde belirgin bir rahatlama çağrısında bulunarak bunun sürdürülebilir büyüme açısından kritik olduğunu vurguladı.





