Savunma Sanayii

Atatürk’ün ekonomik bağımsızlık vizyonunun eseri: İş Bankası 102 yaşında

Mustafa Kemal Atatürk’ün “modern ve milli bir banka” hedefiyle 26 Ağustos 1924’te kurulan Türkiye İş Bankası, 102’nci kuruluş yıl dönümünü kutluyor. Atatürk’ün 250 bin liralık sermayesi, iki şube ve 37 çalışanla başlayan yolculuk, Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık hamlesinin en önemli adımlarından biri olarak tarihe geçti.

Abone Ol

Türkiye Cumhuriyeti’nin ekonomik bağımsızlık yolculuğunun simge kurumlarından Türkiye İş Bankası, bugün 102’nci kuruluş yıl dönümünü kutluyor.

Kurtuluş Savaşı’nın ardından siyasi bağımsızlığını kazanan genç Cumhuriyet’in önündeki en önemli meselelerden biri ekonomik bağımsızlıktı. Mustafa Kemal Atatürk, milli sermayenin oluşturulması, tasarrufların ekonomiye kazandırılması ve Türkiye’nin sanayileşmesinin desteklenmesi amacıyla milli bir banka kurulmasını istiyordu.

1924 yılının Temmuz ayında Bakanlar Kurulu’nu toplayan Atatürk, bu düşüncesini şu sözlerle ortaya koymuştu:

“Vatanı kurtaracak ve yükseltecek tedbirlerin başında olarak, halkın doğrudan itibar ve itimadından doğup meydana gelen tam manasıyla modern ve milli bir banka kurulması...”

Bu düşünce, kısa süre içerisinde Cumhuriyet tarihinin en önemli ekonomik girişimlerinden birine dönüştü.

Atatürk 250 bin liralık sermayeyi koydu

İzmir Birinci İktisat Kongresi’nde alınan kararların da şekillendirdiği süreç sonunda Türkiye İş Bankası 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu.

Bankanın nominal sermayesi 1 milyon liraydı. Bunun fiilen ödenen 250 bin liralık bölümünü bizzat Mustafa Kemal Atatürk karşıladı.

İlk Genel Müdürlük görevini Celal Bayar üstlendi. İş Bankası faaliyetlerine yalnızca iki şube ve 37 personelle başladı.

Ancak kuruluşun arkasındaki hedef, sıradan bir ticari banka meydana getirmekten çok daha büyüktü. Yeni Cumhuriyet'in ulusal tasarruflarını harekete geçirmek, girişimcilere finansman sağlamak, sanayileşmeye destek olmak ve ekonomide yabancı sermayenin ağırlığı karşısında milli bir finans kurumu oluşturmak amaçlanıyordu.

Bankanın kuruluş fikri İzmir’de şekillendi

İş Bankası’nın kuruluş düşüncesinin ortaya çıkışına ilişkin dikkat çekici tanıklıklardan biri Atatürk’ün baldızı Vecihe Hanım’a ait.

Vecihe Hanım’ın aktardığına göre İzmir’de Atatürk’ün bulunduğu evde yapılan görüşmeler sırasında, Atatürk’e ait 250 bin liranın nasıl değerlendirilebileceği konuşuldu.

Uşşakizade Muammer Bey, ithalat ve ihracat faaliyetlerinin büyük ölçüde yabancıların elinde olduğuna dikkat çekerek Türklerin öncülüğünde bir şirket kurulmasını önerirken, Celal Bayar da bankacılık sektöründeki yabancı ağırlığını hatırlatarak milli bir banka kurulması fikrini gündeme getirdi.

Bu görüşmeler, daha sonra Türkiye İş Bankası’nın kuruluşuna uzanacak tarihi sürecin önemli adımlarından biri oldu.

İlk hissedarları bulmak bile kolay olmadı

Bankanın kuruluşu Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki ekonomik koşullar nedeniyle hiç de kolay olmadı.

Atatürk’ün koyduğu 250 bin liralık başlangıç sermayesinin ardından kalan sermayenin bulunması gerekiyordu. Celal Bayar’ın yıllar sonra anlattığına göre yatırımcıları yeni kurulacak bankaya ortak olmaya ikna etmek oldukça güçtü.

Türkiye’de daha önce sonuçsuz kalan çeşitli girişimler nedeniyle yatırımcıların yeni projelere karşı çekingen davranması, kuruluş sürecini zorlaştırıyordu.

Buna rağmen gerekli adımlar atıldı ve Cumhuriyet'in milli bankası faaliyete geçirildi.

İlk açılışın maliyeti yalnızca 120 liraydı

İş Bankası’nın resmi açılışı 9 Eylül 1924’te, İstasyon Caddesi üzerindeki ilk binasında gerçekleştirildi.

Devlet yöneticileri, milletvekilleri, diplomatik temsilciler, Ankara’nın tüccarları ve önde gelen isimlerinin katıldığı törende yaklaşık 150 davetli ağırlandı.

Davetlilere limonata ve pasta ikram edilen tarihi açılış için yapılan toplam harcama ise yalnızca 120 lira olarak kayıtlara geçti.

Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık hamlesi

İş Bankası'nın kuruluşuyla Türkiye'de milli bankacılık sisteminin geliştirilmesi açısından önemli bir eşik aşılmış oldu.

Banka, ulusal tasarrufların ekonomiye kazandırılmasından kredi ihtiyacının karşılanmasına, sanayi yatırımlarının desteklenmesinden yeni ekonomik girişimlerin finansmanına kadar genç Cumhuriyet’in kalkınma hamlesinde önemli roller üstlendi.

Üstelik bütün bunlar, Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşı'nın ardından ekonomik kaynakları son derece sınırlı, bankacılık altyapısı yetersiz ve yetişmiş finans personeli az olan bir ülkede gerçekleştirildi.

İki şube, 37 çalışan ve Atatürk’ün ortaya koyduğu 250 bin liralık sermayeyle başlayan Türkiye İş Bankası’nın hikâyesi, 102 yıl sonra Cumhuriyet’in ekonomik bağımsızlık idealinin yaşayan miraslarından biri olarak yoluna devam ediyor.

{ "vars": { "account": "G-99PM35PW5R" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }