ASELSAN, kuantum teknolojilerinin savunma sanayiindeki kullanım alanlarına ilişkin dikkat çeken bir perspektif ortaya koydu.
ASELSAN Dergisi'nin Eylül 2026 sayısında yayımlanan çalışmada, özellikle kuantum navigasyon ve konumlama teknolojilerinin geleceğin savunma sistemlerinde yaratabileceği dönüşüm ele alındı.
Türkiye'de Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından Aralık 2024'te başlatılan “Kuantum Otağ” çalışmalarının Aralık 2025'te tamamlandığı belirtilirken, çalışmaların kuantum hesaplama, kuantum algılama ve kuantum haberleşme başlıklarında yürütüldüğü aktarıldı. Kuantum manyetometre, kuantum navigasyon sistemleri, kuantum gravimetri ve atomik saatler üzerinde çalışılması planlanan teknolojiler arasında gösterildi.
İDA'dan anti-drona kadar geniş kullanım alanı
Dergideki en dikkat çekici bölüm ise teknolojinin ASELSAN ürünlerine uygulanabileceği alanlara ilişkin değerlendirme oldu.
ASELSAN bünyesinde seyrüsefer ve yüksek konum hassasiyeti gerektiren uygulamalarda kuantum teknolojilerinin geliştirilebileceği belirtilirken; sualtı insansız otonom sistemler, İnsansız Deniz Araçları (İDA), anti-dron sistemleri, güdümlü mühimmatlar ve gimballi elektro-optik sistemler potansiyel hedef ürün grupları arasında sıralandı.
Bu yaklaşımın en önemli sonuçlarından biri, uydu navigasyon sistemlerine bağımlılığın azaltılması olabilir.
GPS olmadan hassas navigasyon
Kuantum sensörlerinin askeri açıdan öne çıkan özelliklerinden biri, GNSS/GPS sinyallerinin bulunmadığı veya elektronik harp nedeniyle kullanılamadığı ortamlarda hassas konumlama ve seyrüsefer imkânı sunma potansiyeli.
Dergide bu teknoloji için denizaltılarda dış sinyale ihtiyaç duymadan “sessiz navigasyon”, Ay ve Mars yüzeyinde GNSS olmaksızın otonom araçların hareket etmesi ve uydu sinyalinin bulunmadığı ortamlarda otonom lojistik gibi kullanım senaryoları sıralanıyor.
Klasik sensörlerin hemen yerini almayacak
ASELSAN Dergisi'ndeki değerlendirmede teknolojinin mevcut olgunluk seviyesi konusunda da temkinli bir yaklaşım ortaya konuluyor.
Kuantum sensörlerinin kısa vadede klasik sensörlerin tamamen yerini almasının beklenmediği, ilk aşamada klasik ve kuantum teknolojilerinin birlikte kullanıldığı hibrit sistemlerin ortaya çıkmasının daha olası olduğu belirtiliyor.
Orta ve uzun vadede ise kuantum algılamanın askeri kapasite, caydırıcılık, istihbarat ve savaş alanı farkındalığında belirleyici teknolojilerden birine dönüşebileceği değerlendiriliyor.
Dünyada teknoloji yarışı hızlandı
Dergide yer verilen verilere göre kuantum teknolojilerinin olgunluk seviyeleri de birbirinden farklı.
Mikrodalga atomik saatlerin Teknoloji Hazırlık Seviyesi 9'a ulaştığı, atomik manyetometrelerin ticari ürün seviyesine geldiği; optik atomik saatlerin 6-7, atom girişimölçer tabanlı ivmeölçerlerin 5-6 ve kuantum gravimetrelerin ise yaklaşık 5 seviyesinde bulunduğu aktarılıyor.
Bu tablo, kuantum navigasyonun tek bir teknolojiden ziyade farklı olgunluk seviyelerindeki sensörlerin zaman içinde savunma platformlarına entegre edileceği yeni bir teknoloji alanına dönüşeceğine işaret ediyor.
ASELSAN'ın hedefinde geleceğin savaş alanı var
ASELSAN CEO'su Ahmet Akyol da derginin giriş yazısında geleceğin harekât ortamında yapay zekâ, otonomi, veri odaklı karar destek sistemleri ve ağ merkezli yapıların belirleyici olacağını vurguluyor.
Akyol'a göre gelecekte üstünlük, yalnızca daha fazla platforma sahip olmakla değil, farklı sensörlerden gelen bilgileri aynı ağda birleştirerek doğru bilgiyi doğru zamanda işlemek ve en hızlı kararı verebilmekle sağlanacak.
Dergide ortaya konulan kuantum sensörü perspektifi de ASELSAN'ın bu dönüşümde yalnızca mevcut sistemleri geliştirmeye değil, GPS'e bağımlılığı azaltabilecek yeni nesil algılama ve seyrüsefer teknolojilerine yöneldiğini gösteriyor.





