ABD’de yabancı turistlerin ülkeye giriş sürecini köklü biçimde değiştirebilecek yeni bir düzenleme tartışılıyor. Donald Trump yönetimi döneminde gündeme gelen ve halen değerlendirme aşamasında olduğu belirtilen tasarıya göre, Kanada, Meksika, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan gelen yolcuların son beş yıla ait sosyal medya hesaplarını beyan etmeleri zorunlu hale getirilebilir.
Söz konusu ülkeler, ABD’nin Vize Muafiyet Programı kapsamında yer alıyor. Mevcut uygulamada bu ülkelerin vatandaşları, gerekli şartları yerine getirerek Electronic System for Travel Authorization (ESTA) üzerinden seyahat izni alabiliyor ve vize başvurusu yapmadan ABD’ye giriş yapabiliyor. Ancak önerilen değişiklikle birlikte başvuru sürecine sosyal medya beyanı da eklenecek.
Yeni düzenlemenin ulusal güvenliğin güçlendirilmesi amacıyla gündeme getirildiği ifade edilirken, eleştirmenler bunun kişisel mahremiyet açısından ciddi soru işaretleri doğurabileceğini savunuyor. Yolcuların Facebook, X (Twitter), Instagram, LinkedIn gibi platformlardaki hesaplarının beş yıllık geçmişinin incelenmesi, özellikle sık seyahat edenler açısından ek bürokrasi ve inceleme süresi anlamına gelebilir.
Havayolları Şimdiden Endişeli
Kanada, Meksika, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan ABD’ye yoğun direkt uçuş gerçekleştiren havayollarının da olası değişiklikten etkilenmesi bekleniyor. Air Canada, WestJet, Lufthansa ve British Airways gibi şirketler, Atlantik hattı ve Kuzey Amerika uçuşlarında milyonlarca yolcu taşıyor.
Yeni şartın yürürlüğe girmesi halinde, havayollarının rezervasyon ve check-in süreçlerinde ESTA uygunluğunu daha sıkı kontrol etmesi gerekecek. Bu da hem işlem sürelerinin uzamasına hem de özellikle son dakika seyahat planlarında gecikmelere yol açabilecek.
Turizm ve Otelcilik Sektörü Alarmda
ABD, her yıl milyonlarca uluslararası turisti ağırlayan bir destinasyon konumunda. Özellikle Kanada, ABD’ye en fazla ziyaretçi gönderen ülkelerin başında geliyor. Yıllık 20 milyonu aşan Kanadalı ziyaretçi sayısı dikkate alındığında, ek giriş şartlarının talebi yavaşlatabileceği değerlendiriliyor.
Turizm sektörü temsilcileri, artan başvuru yükünün ve gizlilik kaygılarının bazı yolcuları alternatif destinasyonlara yönlendirebileceği uyarısında bulunuyor. Uluslararası ziyaretçilerin konaklama, yeme-içme ve alışverişte daha yüksek harcama yaptığı biliniyor. Bu nedenle olası bir talep düşüşü, özellikle New York, Los Angeles, Miami gibi büyük şehirlerdeki otel zincirleri ve hizmet sektörünü doğrudan etkileyebilir.
Henüz taslak aşamasında olan düzenlemenin yasalaşıp yasalaşmayacağı netlik kazanmış değil. Ancak küresel seyahat endüstrisi, sınır kontrollerinde dijital izlerin daha fazla önem kazandığı yeni bir döneme girilebileceği ihtimali üzerinde duruyor. Kararın hayata geçmesi halinde, yalnızca yolcular değil, havayolları ve turizm ekonomisinin tüm bileşenleri için önemli bir paradigma değişimi söz konusu olabilir.





