Savunma Sanayii

USS Kearsarge’de F-35B Dönemi

ABD Donanması’na ait Wasp sınıfı amfibi hücum gemisi USS Kearsarge (LHD 3), Atlantik Okyanusu’nda F-35B Lightning II savaş uçağı ile ilk kısa kalkış ve dikey iniş (STOVL) testlerini başarıyla tamamladı.

Abone Ol

ABD Donanması’na ait Wasp sınıfı amfibi hücum gemisi USS Kearsarge (LHD 3), Atlantik Okyanusu’nda F-35B Lightning II savaş uçağı ile ilk kısa kalkış ve dikey iniş (STOVL) testlerini başarıyla tamamladı.

Faaliyet, ABD Filo Kuvvetleri Komutanlığı tarafından doğrulanırken, açık deniz koşullarında amfibi hücum gemilerinden beşinci nesil hava gücü projeksiyonu yapılabilmesine yönelik önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Testler kapsamında F-35B, ilk kez bir Wasp sınıfı geminin güvertesine iniş gerçekleştirdi. Bu gelişme, ABD Donanması ve Deniz Piyadeleri unsurlarının müşterek harekât kabiliyetinde yeni bir aşamaya geçildiğini gösteriyor.

USS Kearsarge’ın Özellikleri

USS Kearsarge, 1993 yılında hizmete girdi. Tam yüklü yaklaşık 40.500 ton deplasmana ve 257 metre uzunluğa sahip gemi, başlangıçta helikopterler, MV-22B Osprey tiltrotor uçakları ve AV-8B Harrier II savaş uçaklarıyla donatılmış Deniz Piyade Seferi Birliklerini konuşlandırmak üzere tasarlandı.

F-35B’nin entegrasyonu ile birlikte geminin operasyonel profili daha ileri bir seviyeye taşınmış oldu. Bu dönüşüm, ABD amfibi kuvvetlerinin özellikle çekişmeli ve yüksek tehdit ortamlarında daha esnek ve çok alanlı harekât icra edebilmesine imkân tanıyor.

F-35B’nin STOVL Kabiliyeti

F-35B Lightning II, kısa kalkış ve dikey iniş kabiliyeti sayesinde klasik uçak gemisi altyapısına ihtiyaç duymadan amfibi hücum gemilerinde konuşlandırılabiliyor. Pratt & Whitney F135 motoruyla güçlendirilen uçak, Rolls-Royce tarafından geliştirilen şaft tahrikli kaldırma fanı ve döner egzoz nozulu sistemi sayesinde STOVL operasyonlarını mümkün kılıyor.

F-35B, düşük görünürlük özelliğini korumak amacıyla GBU-32 JDAM, GBU-53 StormBreaker ve AIM-120 AMRAAM gibi mühimmatları dahili istasyonlarda taşıyabiliyor. Gerektiğinde harici yüklerle daha geniş mühimmat kapasitesine ulaşabiliyor.

Ayrıca uçak, yalnızca bir taarruz platformu değil; aynı zamanda gerçek zamanlı veri paylaşımı yapabilen bir istihbarat ve muharebe yönetim düğümü olarak görev üstleniyor. Bu sayede deniz üstü unsurlar, hava platformları ve kara birlikleri arasında ağ merkezli harekâta katkı sağlıyor.

Atlantik’te gerçekleştirilen bu testlerin, ABD Donanması’nın ileri konuşlu ve dağıtık harekât konsepti kapsamında amfibi gemilerin rolünü yeniden tanımlayan bir sürecin parçası olduğu belirtiliyor.

{ "vars": { "account": "G-99PM35PW5R" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }