Orta Doğu’daki gerilim ve Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, küresel havacılık sektöründe dengeleri değiştirdi. Jet yakıtı fiyatlarının savaş öncesine göre yaklaşık iki katına çıkması, havayolu şirketlerini alternatif enerji arayışına yöneltti.
SAF yeniden gündemde
Sürdürülebilir Havacılık Yakıtı (SAF):
- Kullanılmış yemeklik yağ gibi biyokütlelerden üretilebiliyor
- Mevcut uçak motorlarıyla uyumlu çalışıyor
- Emisyonları %80’e kadar azaltabiliyor
Bu özellikleriyle SAF, havacılığın karbon ayak izini azaltmada en güçlü alternatif olarak öne çıkıyor.
Fiyat farkı daralıyor
Geçmişte SAF’ın en büyük dezavantajı yüksek maliyetiydi.
- Geleneksel jet yakıtı: 800 → 1.500 dolar/ton
- SAF: yaklaşık 2.700 dolar/ton
Artan fosil yakıt fiyatlarıyla birlikte aradaki fark iki katın altına geriledi.
Enerji güvenliği yeni risk alanı
Avrupa’nın jet yakıtı ihtiyacının yaklaşık %30’unu Körfez bölgesinden karşılaması, Hürmüz Boğazı’nı kritik bir enerji hattı haline getiriyor.
Öte yandan SAF üretimi de yeni bağımlılıklar doğuruyor:
- Hammaddenin %69’u ithal ediliyor
- Bunun %38’i Çin kaynaklı
e-SAF umut ama pahalı
Alternatif olarak geliştirilen e-SAF:
- Yeşil hidrojen ve karbon yakalama ile üretiliyor
- Avrupa’da üretim potansiyeli yüksek
Ancak maliyeti, geleneksel yakıtın 12 katına kadar çıkabiliyor.
Yatırımlar yön değiştiriyor
Uzmanlara göre kriz, yatırım akışını:
- Biyoyakıt teknolojilerine
- Maliyet düşürücü inovasyonlara
- Devlet destekli enerji projelerine
yönlendirecek.
Avrupa Birliği’nin Emisyon Ticaret Sistemi gelirlerini bu alana aktarması ve yeni finansman modelleri geliştirmesi bekleniyor.